Lübnan’dan Parçalı Görüntüler / Akram Zaatari Sergisi

Bu yazı Agos Gazetesi ve M-est’te yayınlanmıştır.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/10140/lubnandan-parcali-goruntuler
http://m-est.org/2015/02/13/fragmented-images-from-lebanon/

Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari’nin kapsamlı bir sergisi Salt Beyoğlu’nda açıldı. Sergi sanatçının 1998 – 2014 aralığında ürettiği video, fotoğraf ve yerleştirme işlerini bir arada görme imkanı tanıyor. Salt Beyoğlu’nun üç katına yayılan sergi her katta farklı bir tema üzerinde temellenmiş.

Sanat ya da Sanat Tarihi ile ilgili bir eğitim almadım. Bugün Zaatari ile ilgili yazma cesaretini göstermemin sebebi, öncelikle bir mimar ve restorasyon uzmanı olarak kendisine ve işlerine duyduğum yakınlık ve doğup büyüdüğü topraklarla kurduğu insani ilişki ve samimiyetin beni derinden etkilemiş olmasıdır.

16568826382_b60f449c9f_z

Sergiden görüntü, Salt Beyoğlu, 2015

Beyrut Parçalı Görüntüler (2014) videosunda mekanlar arasındaki boşluk ve çekim açıları bize bu mekanların bitirilmemiş bir takım yapılara ait olduğu izlenimini verse de aslında ortada birbirinden bağımsız birkaç duvardan başka birşey yoktur. Duvarların arasında, cep telefonlarıyla zaman dolduran erkek bedenleri bir tür bağımsız kareografi oluşturarak teatralleşir. Hiçbir işlevi olmayan adeta yoksun bırakılmış mekanlar ile amaçsızsa doldurulan ‘yoksun’ boş zamanlar arasına sessizce sinmiş, ‘doğuya özgü’ bir zaman-mekan ilişkisi vardır. Günlük yaşamın idari örgütlenmesinin batıdakine göre daha az düzenlenmiş, kurallara bağlanmamış olduğu doğu toplumlarında, ‘zaman’ başlı başına farklı bir kavramdır. Zaatari’nin videosunda ‘zaman’ cep telefonları sayesinde ‘şarj’ edilirken, teknoloji ve beden mekansallaşır. Kamusal alandaki boş mekanlara atılmış yer yatakları, bir iş yapacakmış gibi duran ama yapmayan inşaat işçileri, esrarlı bir biçimde ortaya çıkan ve avarelik eden polisler, kamusal ile özel, emek ile boş zaman kavramları arasındaki sınırların eriyip gittiği tanımsız bir hikaye oluşturur. Kaderine terkedilmiş mekanların parçalı görüntüsü, tarihi boyunca mükerrer şekillerde siyasi tehlikeler atlatan Beyrut’un yakın tarihindeki savaşların, inşa edilmeye çalışılan barışın ve bölüntüye uğrayan kimliklerin aynası gibidir adeta. Karakterler ve mekan gibi zamanın da muğlak olduğu video, insan rüyasını gerçekleştirme aracı olarak teknolojiyi ön plana çıkarırken geleceğin iletişimsiz insan profili hakkında ipuçları verir.

16382276668_fa99a3452f_z

‘Beyrut Parçalı Görüntüler’, Sergiden görüntü, Salt Beyoğlu, 2015

Boş zaman ve teknoloji Beden ve poz verme eylemleri üzerinde biçimlenen 3. katta ‘boş zaman’ kavramı işlerin alt teması olarak göze çarpıyor. ‘Beyrut Parçalı Görüntüler’deki telefon ve müzik ilişkisi, ‘Aşkın Sonuna Kadar Dans’ (2011) adlı dört kanallı video yerleştirmesinde yerini internet ortamına bırakır. İnsanlar bütün bir günü cep telefonlarıyla oyalanarak geçirdikleri gibi yine cep telefonunu da içeren kamera teknolojileri sayesinde araba yarışları, vücut geliştirme, şarkı söyleme vb. gibi boş zaman eylemlerini ‘youtube’a yüklemektedir. Bu anlamıyla internet ortamı bir tür güncel hafıza deposu niteliği görür. Videolarda boş zamanı belirleyen etken olarak ‘teknoloji’ ve ‘izleme’ faktörü belirgindir. Sanatçı ‘kaydetme’ ve ‘seyretme’ eyleminin sadece tarihsel verileri ile değil, aynı zamanda sıradan insanların güncel kaydetme biçimleri ile de ilgilidir.

15949738153_28b080183b_z

‘Aşkın Sonuna Kadar Dans’ (2011), Sergiden görüntü, Salt Beyoğlu, 2015

Kuşaklar arası ilişki Zaatari, Arab Image Foundation’ın (AIF) kuruluşunda yer almış ve işlerinin önemli bir kısmına temel oluşturan Stüdyo Şehrazad’ın arşivini AIF’e kazandırmıştır. ‘Dipnot’ (2014) videosunda, fotoğrafçı Hashem el-Madani ve Akram Zaatari, Stüdyo Şehrazad’da yan yana oturarak birlikte bir bilgisayar ekranına bakarlar. Ne seyrettiklerini görmediğimiz iki meslekdaş; biri fotoğrafçılığa yıllarını vermiş, arşivini yıllarca korumuş diğeri ise ilkinin yıllarca biriktirdiği arşivi derleyip toparlamış, onların bilgisini oluşturmuş bir belgeselci ve sanatçı. Fonda yine Arap müziğinin olduğu videoda hareket eden tek şey, iki meslekdaşın arkasında yanıp sönen, uzayıp kısalan, renkten renge giren ‘ışık’. Fotoğrafın ana malzemesi olan ‘ışık’, aynı zamanda işlerinin temel motiflerinden biri olan ‘zaman’ mefhumunun tanımlayıcısı. Biz iki farklı jenerasyonu birlikte izlerken, onlar da yüzlerindeki hafif tebessümle sanki fotoğrafı çekilen insanları, bizi, dünyayı izliyor gibiler…

Stüdyo Şehrazad İkinci kattaki ‘Stüdyo Şehrazad – Giriş’ (2006), siyah fon üzerine basılmış üç büyük fotoğraftan oluşur. Stüdyo Şehrazad’da masanın üzerinde ve dolapların içinde karmakarışık bir şekilde duran alet edevat ve çalışma malzemesi, onu takip eden diğer işlerde düzene sokulup kategorize ediliyor. Zaatari’nin sanatında, fotoğraf üretim araçlarının, hem fotoğrafın kendisi gibi arşivlenip düzenlendiğini, hem de yine fotoğrafın kendisi gibi bağlamından koparılarak dönüştürüldüğünü görüyoruz. Çeşitli kayıt cihazları, mikrofon, kamera, kablo, kaset, kalem vb. gibi türlü malzeme, Zaatari’nin işlerinin ayrılmaz bir parçası olarak tekrar tekrar ortaya çıkarken, O’nun dokunuşuyla adeta yeniden varolarak bir hazır nesne estetiği oluşturuyor. Masamızın üzerinde ve elimizin altındaki araç ve gereçler bizim portremizi oluşturur. Salt’ın 2. katındaki işler Zaatari’nin sanatçı ve arşivci portresinin ipuçları ile dolu…

15949738443_0ba4e90f84_z

Sergiden görüntü, Salt Beyoğlu, 2015

Eldivenli eller, mektup, arabalar ve televizyon gibi birbirini takip ve tekrar eden mükerrer imgelerin parıltısı göze çarpıyor. Televizyon, bilgisayar ekranı, kamera gibi teknolojik aletler, iletişim sembolü olarak ‘mektup’, eldivenli eller, hareket halindeki arabalar tekrar eden imgelerden bazıları. Video ve filmlerin birçoğunda sanatçının eldivenle kaplı elleri görünür. Bir araya getiren, birleştiren, tasnif eden, iş yapan ‘eller’ ve onları saran, arşivsel malzemeyi dış dünyanın zararlarından korumak üzere giyilmiş ‘eldiven’. ‘Eldiven’, Zaatari’nin, bir bilim adamı titizliği ile çalışma prensibini gözler önüne sererken, ısrarla tekrarlanan el imgesi, el ve el emeğinin teknoloji ve endüstriyel üretim tarafından ortadan kaldırılışına karşı bir tür karşı duruşu simgeler.

16568276191_b266609d60_z

Sergiden görüntü, Salt Beyoğlu, 2015

Koruma, arşivcilik ve savaş Serginin ‘arkeoloji’ temalı birinci katındaki izlenimlerim, sanatçının bütün eserlerine sızmış olan merak etme, kazıma, araştırma, ortaya çıkarma gibi eylemlerinin kaynağını özetliyor. Zaatari fotoğraf, video ve hertürlü arşivsel malzemeye bir arkeolog gibi yaklaşıyor. ‘Reddeden Pilota Mektup’ (2013) videosunda okulu bombalamaktan son anda vazgeçen pilotun dediği gibi: ‘Bir şehri inşa etmek, bir hedefi bombalamaktan çok daha uzun sürer’. Benzer bir cümleyi tetiği çekmekle fotoğraf çekmek arasındaki paralellikten yola çıkarak şöyle de kurabiliriz: ‘Bir fotoğraf arşivini oluşturmak, bir fotoğrafı çekmekten çok daha uzun sürer’. Arşivler bizi hem geçmişe hem de geleceğe bağlayan bir tutkal gibidir. Zaatari’nin ortaya çıkarma, koruma, arşivleme ile ilgili dürtüsünün temel kaynağının çocukluk dönemini etkilemiş olan iç savaşlar olduğunu düşünüyorum.

‘Beirud Exploded Views’ videosunun sonlarına doğru kardeş olduklarını tahmin ettiğim iki genç kahraman gecenin karanlığını aydınlatan havai fişeklere bakarlar. Sergiden çıktığımda ben de gökyüzüne baktım, yakışıklı iki gencin baktığı gibi, uzun uzun… Bizleri yurdumuza, komşularımıza, özlediklerimize, kaybettiklerimize, inandıklarımıza ve yarınlara bağlayan gökyüzüne…